30 Mart Dünya Bipolar Günü dolayısıyla Lityum Derneği, Bipolar Bozukluklar Derneği, Şizofreni Dernekleri Federasyonu ve Türkiye Psikiyatri Derneği ortak bir açıklama yayımlayarak, bipolar bozukluk konusunda toplumsal farkındalığın artırılması ve damgalamanın önlenmesi çağrısında bulundu.
Açıklamada, bipolar bozukluğun mani ve depresyon gibi duygudurum ataklarıyla seyreden, ancak uygun tedavi ve düzenli izlemle kontrol altına alınabilen bir ruhsal hastalık olduğu vurgulandı. Buna karşın, bipolar bozukluğu olan bireylerin yalnızca hastalığın etkileriyle değil, toplumdaki yanlış yargılar ve önyargılarla da mücadele etmek zorunda kaldığı belirtildi.
Bipolar bozuklukla yaşamanın yalnızca duygu durumundaki değişimlerle baş etmek anlamına gelmediği, aynı zamanda anlaşılmamak, etiketlenmek ve dışlanmak gibi sosyal zorlukları da beraberinde getirdiği ifade edildi. Açıklamada, “Bipolar bozukluğu olan bireyler doğru tedavi ve destekle yaşamlarını sürdürebilir; çalışabilir, üretebilir, ilişkilerini koruyabilir ve toplumsal yaşamın aktif bir parçası olabilirler” denildi.
Dernekler, damgalamanın bipolar bozukluğu olan bireylerin yaşamını zorlaştıran en önemli sorunlardan biri olduğuna dikkat çekti. Damgalamanın yalnızca bireyleri değil, ailelerini, yakınlarını ve tedavi sürecinde emek veren ruh sağlığı çalışanlarını da olumsuz etkilediği, ayrıca yardım arayışını geciktirip tedaviye uyumu azaltabildiği vurgulandı.
Dünya Bipolar Günü’nün, doğru bilgiyi yaygınlaştırmak ve damgalamaya karşı ortak bir duruş geliştirmek açısından önemli bir fırsat olduğu belirtilen açıklamada şu çağrıya yer verildi:
“Daha çok anlamak, daha dikkatle dinlemek, daha az yargılamak ve daha güçlü dayanışma göstermek için el ele verelim. Dışlamanın değil anlayışın, önyargının değil dayanışmanın güç kazandığı, bipolar bozukluğu olan bireylerin eşit, saygın ve kapsayıcı bir yaşam sürebildiği günleri birlikte inşa edelim.”