Hüsrev Öndegelen
Ramazan-ı Şerif’in o huzur dolu gölgesi üzerimize düştüğünde, ruhumuzda bambaşka bir uyanış başlar. Bu kutlu zaman dilimi, sadece bir ibadet ayı değil; aynı zamanda Rabbi Rahimimize olan sadakatimizin perçinlendiği, toplumsal bağlarımızın sevgiyle örüldüğü bir "yürek seferberliğidir."
Rahmet ve Bereketin Toplumsal Yansıması
Ramazan geldiğinde hayatın ritmi değişir. Camilerimiz cemaatle şenlenir, çarşı ve pazarlarımızda tatlı bir telaş başlar. Ancak bu ayın asıl mucizesi, kardeşlik ve dayanışma ruhunun sokaklara taşmasıdır. Vakıf ve derneklerimizin kurduğu iftar sofraları, aşevlerindeki sahur bereketleri, toplumun her kesimine "yalnız değilsiniz" mesajını fısıldar.
Bir Manevi Arınma Seferberliği
Bu mübarek iklim; infakla yoksulun, düşkünün ve kimsesizlerin hatırlandığı, korunduğu bir mevsimdir. Kalplerimizi ve gönüllerimizi manevi kirlenmişliklerden arındırmak için eşsiz bir fırsattır. Şayet bir gönül kırmışsak helallik dilemenin, kul hakkından sakınarak Yaratıcıya yönelmenin tam vaktidir.
"Müminler ancak kardeştir" ilahi düsturunu hayatımızın merkezine koymalıyız. Özellikle afet ve musibetlerle sarsılan kardeşlerimizin acılarını dindirmek, yaralarını sarmak bizim asli vazifemizdir. Hiçbir yaralı gönül kalmayıncaya dek sürecek bir iyilik seferberliği, Ramazan’ın ruhuna yapılacak en güzel hizmettir.
Duanın Gücü ve Kurtuluş Ümidi
Kanayan yaralarımızı dua ve niyazla sardığımız bu mevsimde, tövbe ve istiğfar ile günah yüklerimizden kurtulmayı umuyoruz. Rabbimizden niyazımız; bu mübarek ayı Alem-i İslam için hayırlara vesile kılması ve Ümmet-i Muhammed’i her türlü musibetten muhafaza eylemesidir.
Rabbim, bu mübarek ayı ebedi kurtuluşumuza vesile olacak salih amellerle ihya edebilmeyi ve bayram sabahına affedilmiş gönüllerle kavuşmayı cümlemize nasip eylesin.