26 Haziran: Uluslararası İşkenceyle Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü
Türkiye Psikiyatri Derneği: "İşkence, Öznenin Bütünlüğünü Hedef Alan Sistemsel Bir Saldırıdır"
ANKARA - Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD), 26 Haziran Uluslararası İşkenceyle Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, işkenceyi "öznenin bütünlüğünü, özerkliğini ve hayata tutunma zeminini hedef alan sistemsel, kurumsal ve çok katmanlı bir saldırı" olarak tanımladı.
Sözleşmenin Tarihi ve Türkiye'nin Konumu
"İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme", Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 1984 yılında kabul edilmiş ve 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, Sözleşmeyi 1988 yılında kabul etmiş ve Anayasa ile Ceza Kanunu'nda işkenceyi yasaklamıştır.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 12 Aralık 1997 tarihinde aldığı kararla, 26 Haziran "Birleşmiş Milletler İşkence Mağdurlarına Destek Günü" olarak kabul edilmiştir.
Ruhsal ve Bedensel Dokunulmazlığın Savunusu
TPD'nin açıklamasında, insanın ruhsal ve bedensel dokunulmazlığını savunmanın "mesleki ve etik varoluşun en temel şartı" olduğu vurgulanarak, işkencenin yalnızca münferit bir şiddet eylemi veya yasa dışı bir sorgu yöntemi olmadığı belirtildi.
Öznelliğin Parçalanması ve Sistemsel Şiddet
Dernek açıklamasında işkence, "devletin ya da egemen gücün aygıtları eliyle, bireyin iç dünyasında 'güven veren' ve 'koruyan' tüm ruhsal kaynakların kasıtlı olarak yıkılması süreci" olarak tanımlandı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Kişi, en tanıdık ve güvenli bulması gereken kamusal alanlarda ya da kurumlarda mutlak bir çaresizlik ve tekinsizlik içine itilir. İşkence, insan zihninde sindirilmesi ve anlamlandırılması imkânsız dehşet odakları biriktirir."
Toplumsal Ruh Sağlığına Yönelik Saldırı
TPD, işkencenin sadece onu doğrudan deneyimleyen bireyin ruhsal dünyasını hedef almadığını, aynı zamanda devlet aygıtı ya da kurumsal güç tarafından tüm topluma yöneltilen bir tehdit ve denetim aracı olduğunu vurguladı.
Açıklamada, "Toplumsal bellekte sürekli kılınmak istenen bu dehşet, insanları atomize etmeyi, kolektif dayanışma ağlarını çözmeyi ve her bireyi kendi yalnızlığına hapsetmeyi amaçlar. Dolayısıyla işkence, doğrudan toplum ruh sağlığını felç etmeye yönelik bir saldırıdır" ifadelerine yer verildi.
Kuşaklararası Travma Aktarımı
Dernek, işkencenin ve sistematik kötü muamelenin yarattığı travmanın, yaşandığı anla sınırlı kalmayan, zamanı ve mekânı aşan bir sürekliliğe sahip olduğuna dikkat çekti.
TPD açıklamasında şu tespitlerde bulundu: "Tedavi edilmeyen, üzeri örtülen ve adaletle onarılmayan her travmatik yaşantı, sessizlik sarmalları aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılır. Toplumsal güvensizliğin kronikleştiği bu iklimde, bireylerin özdeğersizlik, yalıtılmışlık, tehdit hissi ve gelecek kaygıları kalıcı bir varoluş biçimine dönüşür ve şiddet toplumun kılcal damarlarına sızar."
Dernek, okullarda, sokaklarda ya da ev içlerinde tanık olunan öfke patlamaları ve şiddet eylemlerinin, geçmişten bugüne süzülen bu yapısal şiddet iklimiyle de ilişkili olduğunu belirtti.
Bilim, Etik ve Dayanışma Sorumluluğu
Türkiye Psikiyatri Derneği, işkencenin ve kötü muamelenin ruh sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini belgelemenin ve bu travmaya maruz kalmış her bireyin ruhsal onarım sürecinde yanında olmanın bilimsel ve etik sorumluluk olduğunu vurguladı.
Bu sorumluluğun; işkence mağdurlarına yönelik psikiyatrik değerlendirme ve destek süreçlerini güçlendirmeyi, tanıklık ve belgeleme pratiklerini uluslararası standartlara uygun biçimde yürütmeyi ve tüm ilgili kamu kurumlarını ile uluslararası kuruluşları etkili bir hukuki ve psikososyal onarım mekanizması oluşturmaya davet etmeyi kapsadığı belirtildi.
Adil ve Şeffaf Toplumda Ruhsal İyilik Hali
TPD, ruhsal iyilik halinin ancak insanın bir nesneye indirgenmediği, haklarıyla var olabildiği adil ve şeffaf bir toplumda mümkün olduğunu vurguladı.
Açıklamada, "İşkenceyi ve her türlü insanlık dışı uygulamayı akla uyduran her söylem, bireylerin ve toplumun vicdanında onarılması güç gedikler açar" denildi.
Gerçek İyileşme İçin Toplumsal Sözleşme
Dernek, gerçek iyileşmenin suskunluğun kırıldığı, kolektif hafızanın adaletle buluştuğu ve insan onurunun her şeyin üstünde tutulduğu bir toplumsal sözleşmeyle mümkün olduğunu belirtti.
Ortak Tutum Alma Çağrısı
TPD, 26 Haziran Uluslararası İşkenceyle Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü vesilesiyle, işkencesiz bir dünyanın sadece hukuki değil, ruhsal bir hak olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Dernek, işkenceye karşı her türlü hukuki ve psikososyal mücadelede sivil toplum kuruluşlarını, sağlık meslek örgütlerini ve uluslararası kuruluşları ortak tutum almaya çağırdı.
Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu, "Bilim, etik ve dayanışmanın gücüyle insan onurunu savunmaya devam edeceğimizi taahhüt ediyoruz" ifadesiyle açıklamasını sonlandırdı.
Editor : BİROL ÖZ