Ana içeriğe geç

ESHAHABER Tarafsız, hızlı ve güvenilir haber kaynağınız. Yerel ve ulusal son dakika gelişmeleri, gündem, ekonomi, spor ve yaşam haberleri burada!

Daphne’nin Gözyaşları – Tarihin fısıldadıkları

Antakya’nın dağlarına henüz şehirlerin kurulmadığı, Asi Nehri’nin sularında tanrıların yüzlerini seyrettiği çağlarda, rüzgârın bile fısıldayarak anlattığı bir aşk yaşanmıştı.

Daphne’nin Gözyaşları – Tarihin fısıldadıkları

Bu aşkın kahramanlarından biri, ışığın, müziğin ve güzelliğin tanrısı Apollon’du. Diğeri ise güzelliğiyle baharı kıskandıran, özgürlüğüne düşkün bir su perisi, Daphne.

Daphne Asi Nehri’nin serin sularında yıkanır, Harbiye’nin yemyeşil vadilerinde dolaşır, ağaçların gölgesinde dinlenirdi. Saçları güneşin altından altın gibi parlar, gözlerinde dağların sonsuz yeşili saklanırdı.

Daphne için aşk, birinin kollarında yaşamak değil; rüzgâr gibi özgür, su gibi akışkan olmaktı.

Bir gün Apollon, ormanların arasında yürürken Daphne’yi gördü.

O an gökyüzünün bütün ışıkları sanki genç perinin yüzünde toplandı. Güneşin Tanrısı ilk kez kendi ışığından daha parlak bir güzellikle karşılaşmıştı.

Apollon’un kalbine düşen bu ateşin ardında, Aşk Tanrısı Eros’un oku vardı. Rivayete göre Apollon, Eros’un gücünü küçümsemiş; buna öfkelenen Eros da intikam almak için yanına iki ok almıştı. Apollon’u aşk uyandıran altın okuyla Daphne’yi ise, aşktan uzaklaştıran kurşun okuyla vurdu.

Böylece birinin kalbinde sonsuz bir sevda, diğerinin kalbinde sonsuz bir kaçış başladı.

Apollon: ‘’Ey güzeller güzeli’’ dedi. ‘’Ben güneşin ışığıyım. İstersem bütün dünyayı aydınlatırım. Ama senin bir bakışın olmadan kendi karanlığından kurtulamıyorum.’’

Daphne ise: ‘’Ey Apollon,’’ diye karşılık verdi. Sen gökyüzüne hükmedebilirsin. Fakat benim kalbime hükmedemezsin. Ben kimsenin aşkı olmak istemiyorum.’’

Apollon onun sözlerini duydu, fakat kalbindeki tutkuya engel olamadı.

HARBİYE ŞELALELERİ’NDE YANKILANAN SES

Daphne ondan kaçmaya başladı.

Dağlardan vadilere, vadilerden Asi’nin kıyılarına koştu. Ayaklarının altındaki taşlar dağılıyor, dallar saçlarına takılıyor, rüzgâr onunla birlikte ağlıyordu.

Apollon arkasından sesleniyordu:

‘’Dur Daphne, sana zarar vermeyeceğim. Yalnızca seni sevmek istiyorum.’’

Ama Daphne biliyordu ki istenmeyen bir sevgi, sevgi olmaktan çıkıp bir esarete dönüşebilirdi.

Koştukça yoruldu, nefesi kesildi.

Harbiye’nin sularına ulaştığında ise artık kaçacak gücü kalmamıştı. Gözlerini gökyüzüne kaldırdı ve babası Nehir Tanrısı Peneios’a yakardı:

‘’Babacığım! Eğer suların hâlâ benim sesimi duyuyorsa kurtar beni. Güzelliğim yüzünden özgürlüğümü kaybedeceksem al bu güzelliği benden!’’

Ve o anda zaman durdu…

Daphne’nin ayakları toprağın derinliklerine kök salmaya başladı. İncecik bacakları sert bir gövdeye dönüştü. Kolları gökyüzüne uzanan dallar oldu. Rüzgârda savrulan saçları yeşil yapraklara dönüştü.

Apollon yetiştiğinde karşısında artık güzel bir peri değil, görkemli bir defne ağacı vardı.

Apollon yıkılmış bir halde ağacın gövdesine sarıldı. Kabuğun altında Daphne’nin kalbinin hâlâ korkuyla çarptığını hissedebiliyordu, yaprakların arasından geçen rüzgârı dinledi. Belki de sevdiği kadının son sözlerini duyabilmek umuduyla uzun süre bekledi. Sonra başını ağacın gövdesine yasladı.

‘’Beni sevmedin Daphne,’’ dedi. ‘’Ama ben seni sonsuza dek seveceğim. Madem eşim olamadın, bundan böyle benim kutsal ağacım olacaksın. Yaprakların hiçbir zaman solmayacak. Şairlerin, kahramanların ve zafer kazananların başını senin dalların süsleyecek.’’

O günden sonra defne, Apollon’un kutsal ağacı oldu.

HATAY’DA DEFNE, SADECE BİR AĞAÇ DEĞİLDİR

Ancak Antakya’nın kadim anlatılarında bu hikâyenin bir başka yankısı daha vardır.

Derler ki Daphne toprağa kök salarken döktüğü gözyaşları, Harbiye’nin kayalarından süzülen sulara karıştı. Bugün Defne ilçesindeki Harbiye Şelaleleri’nin çağlayışında o genç perinin özgürlüğe kavuşurken döktüğü yaşların sesi duyulur.

Aradan binlerce yıl geçti.

Krallar öldü, imparatorluklar yıkıldı, şehirler defalarca yeniden kuruldu. Asi Nehri nice ayrılığa, nice kavuşmaya tanıklık etti.

Ama defne ağaçları yaşamaya devam etti.

Yaprakları dört mevsim yeşil kaldı. Kokuları Antakya’nın sokaklarına, evlerin avlularına, dağların yamaçlarına yayıldı.

Belki de bu yüzden Hatay’da defne, yalnızca bir ağaç değildir.

Bir kadının özgürlüğünün, bir tanrının karşılıksız aşkının ve zamanın bile silemediği bir hatıranın simgesidir.

Çünkü Apollon, Daphne’ye kavuşamadı.

Ama Daphne kendi istediği gibi yaşamayı başardı.

VE EFSANE DER Kİ:

‘’Bazı aşklar kavuşunca değil, kavuşamayınca ölümsüzleşir. Fakat her ölümsüz aşkın ardında, sevilmekten çok özgür kalmayı seçen bir kalp vardır.’’

İşte bu yüzden Antakya’da bir defne yaprağını avuçlarınıza aldığınızda yalnızca bir ağacın kokusunu değil, binlerce yıllık bir efsanenin hatırasını da taşırsınız.

 

Kaynak: batmansonsoz.net

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Daha fazla yükle
evden eve nakliyat Distributed by Redpress Çanakkale Psikolog Mersin Psikolog uluslararası evden eve nakliyat wordpress hosting İzmir Evden Eve Nakliyat Avukata Sor Böcek İlaçlama Hamam Böceği İlaçlama