Ana içeriğe geç

ESHAHABER Tarafsız, hızlı ve güvenilir haber kaynağınız. Yerel ve ulusal son dakika gelişmeleri, gündem, ekonomi, spor ve yaşam haberleri burada!

Tolga Atik’e bir dostluk mirası

Bazı insanları anlatmak zordur. Çünkü onları birkaç cümleye sığdırmaya çalıştığınızda, kelimeler yetmez.

Tolga Atik’e bir dostluk mirası

Bir insanı anlatırsınız ama aslında onunla birlikte bir zamanı, bir dostluğu, yüzlerce hatırayı, binlerce küçük anı da anlatmanız gerekir.

Tolga Atik'i anlatmak da biraz böyledir.

Çünkü bazı insanlar hayatınıza girer ve yalnızca “tanıdığınız biri” olarak kalmaz.

Zamanla bir hatıraya dönüşür.

Bir güvene…

Bir vefaya…

Bir “iyi ki tanımışım” cümlesine…

Ve yıllar sonra geriye dönüp baktığınızda, hayatınızın önemli yerlerinde onun da izini görürsünüz.

Hayat garip bir yolculuktur.

İnsan yola çıktığında yanında kimlerin olacağını bilmiyor.

Kimin yıllarca yanında kalacağını…

Kimin ilk virajda gideceğini…

Kimin iyi gününde yanında olup kötü gününde ortadan kaybolacağını…

Bunların hiçbirini önceden bilmiyor.

Zaman gösteriyor.

İnsanları zaman tanıtıyor.

Dostluğu zaman sınavdan geçiriyor.

Ve gerçek dostluklar, bu sınavlardan geçtikçe daha da kıymetleniyor.

Tolga Atik'i benim için değerli kılan da biraz burada başlıyor.

Çünkü gerçek dostluk, güzel günlerin fotoğrafında değil; hayatın zor taraflarında belli olur.

İnsan herkes gülerken yanında olanı değil, herkes sustuğunda yanında duranı hatırlar.

Bir gün çocuklarımız büyüyecek.

Bizim yaşadığımız günleri onlar yaşamayacak.

Bizim oturduğumuz masaları bilmeyecekler.

Bizim konuşmalarımızı duymayacaklar.

Hangi gün neye güldüğümüzü, hangi akşam hangi sıkıntıyı paylaştığımızı, hangi yolda hangi hatırayı biriktirdiğimizi belki hiç bilmeyecekler.

Ama bizden onlara bazı şeyler kalacak.

Fotoğraflar kalacak.

İsimler kalacak.

Anılar kalacak.

Ve belki en önemlisi…

Kimlere güvendiğimiz kalacak.

İşte bu yüzden bazı dostluklar yalnızca iki insanın meselesi değildir.

Bir nesilden diğerine aktarılabilecek bir hatıradır.

“Benim hayatımda böyle bir dost vardı.” demektir.

Ve bundan daha güzel bir miras var mı, bilmiyorum.

Tolga…

Belki sen bunun farkında değilsin.

Belki bu satırları okurken gülüp geçeceksin.

Ama insan bazen başkalarının hayatında bıraktığı izin farkında olmuyor.

Bir telefon…

Bir selam…

Zor zamanda söylenmiş küçücük bir cümle…

Bir insanın yanında sessizce durmak…

Bunların hepsi bir gün çok büyük anlamlara dönüşebiliyor.

Çünkü insanın hafızasında büyük olaylardan çok, kendisine nasıl hissettirildiği kalıyor.

Kimin yanında kendisi olabildiği…

Kimin yanında susabildiği…

Kimin yanında hiçbir şey anlatmadan anlaşılabildiği…

İşte gerçek dostluk biraz da budur.

Yıllar insanı değiştiriyor.

Eskiden önem verdiğimiz şeylere bugün gülüp geçiyoruz.

Eskiden büyüttüğümüz meselelerin aslında ne kadar küçük olduğunu anlıyoruz.

Bazı insanların peşinden koştuğumuza şaşırıyoruz.

Bazı kapıları neden bu kadar zorladığımızı anlamıyoruz.

Ama bir şey değişmiyor:

İyi insanlara duyduğumuz ihtiyaç.

Çünkü hayat ne kadar değişirse değişsin, insanın yanında güvenebileceği birilerinin olması gerekiyor.

Ve insan yaş aldıkça kalabalık istemiyor.

Az ama gerçek insan istiyor.

Çok ses değil, samimiyet istiyor.

Gösteriş değil, vefa istiyor.

İşte dostluğun gerçek değeri de burada ortaya çıkıyor.

***

Tolga Atik…

Bu yazıyı yalnızca seni anlatmak için yazmıyorum.

Bir dostluğun kıymetini kayda geçirmek için yazıyorum.

Çünkü bazı şeylerin yazılması gerekir.

Söylenmeyen teşekkürler birikir.

Ertelediğimiz güzel sözler zamanla içimizde kalır.

Oysa insanın sevdiği, değer verdiği insanlara bunu söylemesi gerekir.

Bugün söylemesi gerekir.

Yarın değil.

Çünkü hayatın garantisi yok.

Ama güzel sözün zamanı vardır.

Ve o zaman çoğu zaman şimdidir.

Belki bir gün bu yazıyı çocukların okuyacak.

Belki yıllar sonra…

Belki senin saçların bembeyaz olduğunda…

Belki benim adım bile onların hayatında yalnızca eski bir fotoğraftaki isim olduğunda…

Bu yazıya denk gelecekler.

Ve diyecekler ki:

“Babamızın böyle bir dostu varmış.”

İşte o zaman bu yazının gerçek amacı anlaşılacak.

Çünkü ben çocuklarının seni yalnızca başarılarınla değil, dostluklarınla da tanımasını isterim.

İnsan dünyaya ne bıraktı diye sorulduğunda sadece yaptığı işler konuşulmamalı.

Kimlerin hayatına dokunduğu da konuşulmalı.

Kimin yüzünü güldürdüğü…

Kimin zor gününde elini tuttuğu…

Kimin hayatında “iyi ki” olarak kaldığı…

Bunlar da bir insanın gerçek hikâyesidir.

Hayatın sonunda elimizde ne kalır?

Bir ev mi?

Bir araba mı?

Bir makam mı?

Bir banka hesabı mı?

Bunların hepsi bir gün bir şekilde geride kalır.

Ama bir insanın kalbinde bıraktığınız iz kalır.

Bir dostun sizi yıllar sonra bile güzel sözlerle anması kalır.

Bir evladın babasının dostlarını tanıması kalır.

Ve belki de en büyük miras budur.

İyi bir insan olarak hatırlanmak.

Ben Tolga Atik'i anlatırken aslında şunu anlatıyorum:

Dostluğun hâlâ mümkün olduğunu…

Vefanın hâlâ değerli olduğunu…

İnsanların birbirinin hayatında hâlâ güzel izler bırakabildiğini…

Ve bütün dünyanın hızla değiştiği bir zamanda bazı şeylerin değişmemesi gerektiğini.

Çünkü teknoloji değişebilir.

Şehirler değişebilir.

İnsanların yaşam biçimleri değişebilir.

Ama insanın insana duyduğu güven değişmemeli.

Dostluk değişmemeli.

Vefa değişmemeli.

Bir gün hepimiz yaşlanacağız.

Bugün bize uzak görünen yıllar gelecek.

Bugün “daha çok zaman var” dediğimiz şeyin aslında ne kadar hızlı geçtiğini anlayacağız.

O zaman geriye dönüp baktığımızda keşke daha çok para kazanmış olsaydım demekten çok…

Keşke daha çok insanın kalbine dokunsaydım diyeceğiz.

Keşke sevdiğimi daha çok söyleseydim.

Keşke dostlarıma daha çok sarılsaydım.

Keşke güzel günleri ertelemeseydim.

İşte bu yüzden bugün yazıyorum.

Ertelemeden.

Saklamadan.

Çekinmeden.

İyi ki varsın Tolga.

İyi ki yollar bir yerde kesişmiş.

İyi ki hayatın kalabalığı içinde bazı insanlar gerçek dostluğun ne demek olduğunu hatırlatıyor.

Ve şimdi bu yazının sonuna gelirken sana değil, biraz da yıllar sonrasına seslenmek istiyorum.

Eğer bir gün bu satırları Tolga'nın çocukları okursa…

Şunu bilsinler:

Babanızın hayatında güzel dostluklar vardı.

Babanız yalnız yürümedi.

Birlikte güldüğü, konuştuğu, sustuğu, hayatın yükünü paylaştığı insanlar oldu.

Ve bazı insanlar onu yıllar geçse bile sevgiyle hatırladı.

Bu yazı da o hatıranın küçük bir parçası.

Çünkü insan öldüğünde yalnızca adı yaşamaz.

İyiliği yaşar.

Dostluğu yaşar.

Hatırası yaşar.

Bir başkasının kalbinde bıraktığı güzel cümle yaşar.

Ve bazen yıllar sonra bir çocuk, babasının eski bir dostunun yazdığı satırları okur.

O çocuk belki babasına bakar.

Ve içinden şöyle geçirir:

“Babam demek böyle bir insanmış…”

İşte bir insan için bundan daha güzel bir miras düşünemiyorum.

Tolga Atik…

Bu yazı sana bir övgü olsun diye değil.

Bir vefa kaydı olarak kalsın diye yazıldı.

Yıllar geçsin.

Mevsimler değişsin.

Hayat bizi farklı yerlere savursun.

Çocuklarımız büyüsün.

Dünya değişsin.

Ama bir yerde şu cümle hep kalsın:

“Biz bir zamanlar gerçekten dosttuk.”

Çünkü bazı dostlukların değeri birlikte geçirilen yıllarla değil, yıllar geçmesine rağmen kalpte bıraktığı yerle ölçülür.

Ve bazı insanlar vardır…

Onları anlatmak için kelimeler yetmez.

Sadece bir cümle yeter:

İyi ki hayatımdan geçtin, Tolga.

 

Kaynak: batmansonsoz.net

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Daha fazla yükle
evden eve nakliyat Distributed by Redpress Çanakkale Psikolog Mersin Psikolog uluslararası evden eve nakliyat wordpress hosting İzmir Evden Eve Nakliyat Avukata Sor Böcek İlaçlama Hamam Böceği İlaçlama