8 Mart, sadece bir kutlama günü değil; kadınların yaşadığı acıların, uğradığı şiddetin ve adalet arayışının sembolüdür.
Bugün, kadınların susturulduğu, yok sayıldığı, katledildiği bir dünyanın aynasıdır.
Her gün kadınlar öldürülüyor.
Ama çözüm hep kadınlar üzerinden aranıyor. Kadın sığınma evleri, kadın eğitimleri, kadın projeleri…
Oysa çözüm, kadınlarda değil; kadınlara şiddet uygulayanlarda aranmalı.
Katillerin, canilerin, şiddeti normalleştiren zihniyetin sorgulanması gerekirken, hep kadın konuşuluyor.
Daha ne kadar kadın ölecek?
Daha ne kadar kadın susturulacak?
2026 yılındayız, yılın başı bile bitmeden onlarca kadın cinayeti işlendi.
Kadının sesi sustuğunda adalet de susar.
Kadının hakları elinden alındığında insanlık kaybeder.
Kadını anlayan, kadının emeğini, eğitimini, gücünü gören bilir:
Kadın, toplumun bel kemiğidir.
Kadın varsa hayat vardır.
Kadın varsa umut vardır.
8 Mart, kadınların sadece var olma değil, yaşama hakkını savunduğu gündür.
Unutulmamalıdır ki, kadının katledildiği bir dünyada insanlık da ölmektedir.
Editor : BİROL ÖZ