Sağlık

Türkiye Psikiyatri Derneği'nden Toplumsal Şiddet ve Ruh Sağlığı Konularında Kapsamlı Değerlendirme

Düzenleyen: Birol ÖZ

Türkiye Psikiyatri Derneği'nden Toplumsal Şiddet ve Ruh Sağlığı Konularında Kapsamlı Değerlendirme
21-04-2026 16:45
21-04-2026 16:42
ANTALYA

İstanbul - Türkiye Psikiyatri Derneği, 4. Uluslararası ve 28. Ulusal Klinik Eğitim Sempozyumu kapsamında düzenlediği basın toplantısında, son dönemde yaşanan şiddet olayları, intiharlar, sağlıkta şiddet, kadına yönelik şiddet ve LGBTİ+ hakları konularında önemli açıklamalarda bulundu.

Sempozyum Geniş Katılımla Tamamlandı

Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nalan Kalkan Oğuzhanoğlu'nun açıklamalarına göre, sempozyumda toplam 14 kurs, 4 çalışma grubu, 30 panel ve 10 uzmanla buluşma oturumu gerçekleştirildi. Bilimsel program kapsamında 82 sözlü bildiri ve 46 poster bildiri sunuldu. Toplam 162 konuşmacının yer aldığı etkinliğe 441 katılımcı iştirak etti. Almanya, İngiltere, İtalya ve Hollanda'dan toplam 6 yabancı konuşmacı programa katkı sundu.

SON GÜNLERDE YAŞANAN ŞİDDET VE İNTİHAR OLAYLARI

"Yalnız Değilsiniz, Yardım Vardır"

Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Gülin Özdamar Ünal, son dönemde okullarda ve kamusal alanlarda artan şiddet olaylarının toplum ruh sağlığı açısından ciddi bir kaygı kaynağı olduğunu belirtti. "Şiddetin görünür hale gelmesi ve normalleşmesi, özellikle çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır" diyen Ünal, bu sürecin hem başkalarına yönelik saldırgan davranışları hem de intihar düşüncesini artırabileceğini ifade etti.

Raylı Sistemlerde Art Arda İntiharlar

İstanbul'da son günlerde raylı sistemlerde yaşanan intihar olaylarının toplumu derinden üzdüğünü belirten Ünal, "Bu durum yalnızca bireysel kayıplar açısından değil, toplum ruh sağlığı ve kamusal güvenlik açısından da acil ele alınması gereken ciddi bir soruna işaret etmektedir" dedi.

İntihar davranışının çok etmenli bir süreç içinde ortaya çıktığını vurgulayan Ünal, ruhsal hastalıklar, umutsuzluk, yalnızlık, ekonomik ve sosyal zorluklar, travmatik yaşantılar ve destek sistemlerinin zayıflaması gibi faktörlerin rol oynadığını açıkladı.

Medyaya Uyarı

"İntihar davranışının bulaşıcı olabileceği bilinmektedir" diyen Ünal, medyada intihar haberlerinin sansasyonel ve ayrıntılı biçimde sunulmasından kaçınılması gerektiğini, bunun yerine yardım yolları ve destek mekanizmalarının görünür kılınması gerektiğini söyledi.

Raylı sistemlerde yaşanan intiharların kent planlaması, ulaşım güvenliği ve yerel yönetimlerin ortak sorumluluğunda ele alınması gerektiğini belirten Ünal, uluslararası verilerin platform bariyerleri, güvenlik sistemleri ve personel eğitiminin etkili koruyucu önlemler olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Toplumsal Sorumluluk

Ünal, "Çevremizde umutsuzluk, vedalaşma, içe çekilme, 'yaşamak istememe' ifadeleri veya kendine zarar verme belirtileri gördüğümüzde bunu göz ardı etmemeli; yargılamadan destek olmalı ve profesyonel yardıma yönlendirmeliyiz" dedi.

"İntihar önlenebilir" diyen Ünal, bunun için ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, risk altındaki bireylerin erken fark edilmesi ve kriz anında hızlı müdahale edilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

Dernek, ruhsal kriz yaşayan bireylere "Yalnız değilsiniz. Yardım vardır" mesajını ileterek, yaşamı korumak ve toplum ruh sağlığını güçlendirmek için tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışmaya hazır olduklarını ifade etti.

SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞI YAPISAL ÇÖZÜM ÇAĞRISI

Kayıplar Sürüyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri Uzm. Dr. Gülsüm Zuhal Kamış, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin yıllardır çözülememiş yapısal bir sorun olduğunu belirterek, acil önlemler alınması çağrısında bulundu.

Kamış, sağlık çalışanlarının en az üçte birinin fiziksel şiddete, yüzde 95'den fazlasının sözel ya da fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtti. Dr. Ersin Arslan, Dr. Fikret Hacıosman, Dr. Ekrem Karakaya, Dr. Göksel Kalaycı, Dr. Aynur Dağdemir ve Dr. Melike Erdem gibi meslektaşlarının yaşamını yitirdiğini hatırlatan Kamış, "Meslektaşlarımız bir taraftan bu acıyı yüreğinde taşıyor, bir taraftan da sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor" dedi.

Yapısal Sorunlar

"Sağlıkta şiddet bireysel değil, yapısal bir sorundur" diyen Kamış, şiddet riskini azaltacak tedbirlerin azlığı, adli yaptırımların yetersizliği, zaman ve performans baskısı, medyada ve politik ortamda kullanılan şiddet dili ile hekimlere yönelik olumsuz söylemlerin sağlıkta şiddeti beslediğini vurguladı.

Çözüm Önerileri

Kamış, performans ve zaman baskısı yaratan sistemlerin yeniden düzenlenmesi, sağlık ortamının her türlü fiziksel ve sözel şiddetten arındırılması, hasta/hasta yakınları ve sağlık çalışanlarının müşteri ilişkisinin değil iş birliğinin tarafı olması, kamusal alanda şiddet dilinin kullanımından kaçınılması ve şiddeti önlemeye yönelik tedbirlerin tüm ülke çapında kapsamlı şekilde alınması gerektiğini söyledi.

"Güvenli, güvenceli ve insan onuruna yakışır çalışma ortamlarının sağlanması, yalnızca çalışanların değil, tüm toplumun sağlık hakkı açısından vazgeçilmezdir" diyen Kamış, "Sağlıkta şiddet önlenebilir" diyerek sözlerini tamamladı.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET

"Şiddetin Hiçbir Gerekçesi Olamaz"

Türkiye Psikiyatri Derneği Saymanı Doç. Dr. Hayriye Mihrimah Öztürk, kadına yönelik şiddetin küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, "Şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz. Kültürel, geleneksel ya da dini hiçbir referans, kadına yönelik şiddeti meşrulaştıramaz" dedi.

Her Üç Kadından Biri Şiddete Maruz Kalıyor

Öztürk, dünya genelinde her üç kadından en az birinin yaşamı boyunca fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kaldığını, pandemi ve küresel krizlerle birlikte bu oranların arttığını belirtti. "Daha çarpıcı olan, kadınların çok az bir bölümünün şiddete maruz kaldığında resmi kurumlara başvurabileceğine ve destek alabileceğine inanmasıdır" diyen Öztürk, bu durumun şiddetin görünmeyen boyutlarını ve kadınların yalnız bırakıldığını açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Kuşaklararası Travma Döngüsü

Kadına yönelik şiddetin fiziksel ve ruhsal sağlığı derinden etkilediğini belirten Öztürk, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, anksiyete bozuklukları, madde kullanım sorunları ve intihar riskinde artış gibi ciddi ruhsal sonuçlarla karşılaşıldığını söyledi. "Şiddet yalnızca maruz kalan kadını değil; çocukları, aileyi ve tüm toplumu etkileyen kuşaklararası bir travma döngüsü yaratmaktadır" dedi.

Cezasızlık Algısı Faili Cesaretlendiriyor

Şiddetle mücadelede en önemli sorunlardan birinin cezasızlık algısı olduğunu vurgulayan Öztürk, "Kadın cinayetleri ve şiddet vakalarında etkin soruşturma ve caydırıcı yaptırımların eksikliği, failleri cesaretlendirmektedir" dedi.

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun Kritik Öneme Sahip

Öztürk, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun'un kadınların yaşam hakkını güvence altına almak için kritik öneme sahip olduğunu, bu düzenlemelerin etkin ve bütüncül biçimde uygulanmasının şiddetin önlenmesinde vazgeçilmez olduğunu kaydetti.

"Şiddet Öğrenilmiştir, Değiştirilebilir"

"Kadına yönelik şiddet kaçınılmaz değildir" diyen Öztürk, şiddetin öğrenilmiş ve yeniden üretilen bir olgu olduğunu, dolayısıyla değiştirilebileceğini ifade etti. "Kadınların yaşam hakkını savunmak, yalnızca kadınların değil, tüm toplumun sorumluluğudur. Şiddetin sona erdiği, eşitliğin ve adaletin hâkim olduğu bir toplum mümkün ve gereklidir" diyerek sözlerini tamamladı.

LGBTİ+ HAKLARI VE CİNSİYET ÇEŞİTLİLİĞİ

"Cinsiyet Çeşitliliği Hastalık Değildir"

Türkiye Psikiyatri Derneği Örgütlenme Sekreteri Uzm. Dr. Ali Gökhan Eşim, cinsiyet çeşitliliği ve heteroseksüellik dışı cinsel yönelimlerin bir hastalık olmadığını bir kez daha vurgulayarak, LGBTİ+ bireylere yönelik artan kısıtlamaların evrensel insan hakları açısından ciddi tehdit oluşturduğunu belirtti.

"İnsan cinselliği ve kimliği doğası gereği çeşitlidir; bu çeşitlilik ne bir özenti ne de dışsal telkinlerle oluşan bir durumdur" diyen Eşim, bu çeşitliliğin bireyi ya da toplumu şiddete yönelten bir unsur olduğu yönündeki iddiaların hiçbir bilimsel karşılığı bulunmadığını vurguladı.

Sağlık Hizmetlerine Erişim Engelleniyor

Son dönemde LGBTİ+ bireylere yönelik sosyal, hukuki ve tıbbi kısıtlamaların arttığını belirten Eşim, özellikle cinsiyet uyum süreçlerine ilişkin sağlık hizmetlerinin engellenmesi, geciktirilmesi ya da erişimin zorlaştırılmasının bilimsel bilgiyle, etik ilkelerle ve hekimlik sorumluluğuyla açıkça çeliştiğini söyledi.

Yaş Kısıtlaması Kaygı Verici

Hormon tedavisine erişime getirilen yaş kısıtlamalarının yaratacağı sonuçların son derece kaygı verici olduğunu ifade eden Eşim, "Halihazırda klinik değerlendirme süreçlerinden geçmiş, tedavi planlaması yapılmış ya da tedaviye başlamış bireylerin bu hizmetlerden mahrum bırakılması; ruhsal iyilik halinin bozulmasına, tedavi sürekliliğinin kesintiye uğramasına ve ciddi psikososyal risklerin artmasına yol açacaktır" dedi.

"Özerklik Haklarının İhlalidir"

"Sağlık hizmetlerine erişimin idari düzenlemelerle keyfi biçimde sınırlandırılması, bireylerin bedenleri ve yaşamları üzerindeki özerklik haklarının ihlalidir" diyen Eşim, Türkiye'nin LGBTİ+ bireylerin hakları ve sağlık hizmetlerine erişimi açısından uluslararası alanda giderek gerileyen bir konuma sürüklendiğini belirtti.

Hekimler Hedef Gösteriliyor

Türkiye Psikiyatri Derneği olarak bilimsel bilgiyi ifade etmeyi suç haline getiren, hekimleri ve sağlık çalışanlarını hedef gösteren, bireylerin temel haklarını kısıtlayan tüm uygulamalardan derhal vazgeçilmesi gerektiğini vurguladıklarını belirten Eşim, "Her bireyin, güvenli, kapsayıcı ve bilimsel temelli sağlık hizmetine eşit erişim hakkı vardır. Bu hakkın korunması yalnızca mesleki bir sorumluluk değil, aynı zamanda temel bir insanlık görevidir" dedi.

ŞİDDET OLAYLARININ HABERLEŞTİRİLMESİ

Medyaya Sorumluluk Çağrısı

Türkiye Psikiyatri Derneği Eğitim Sekreteri Dr. Öğr. Üyesi Şahabettin Çetin, şiddet olaylarının haberleştirilmesinde medyanın sorumluluğunun arttığını belirterek, etik yayıncılık anlayışının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Şiddet Bir Halk Sağlığı Sorunudur

Çetin, şiddetin yalnızca bireysel bir eylem ya da anlık bir kriz değil, bireysel, toplumsal, ekonomik, politik ve kültürel boyutları olan çok etkenli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre şiddetle ilişkili nedenlerle her yıl bir milyondan fazla insanın yaşamını yitirdiğini belirtti.

Haberleştirme Birçok Risk Taşıyor

Şiddetin haberleştirilmesinde kullanılan dil ve görsel materyallerin birçok risk taşıdığını ifade eden Çetin, olayın dramatize edilerek failin kahramanlaştırılarak sunulması, şiddete yol açtığı öne sürülen nedenlerin vurgulanmasıyla eylemin meşrulaştırılması ve failin eyleminin akıl hastalığına atfedilmesi şeklinde hatalı anlatılar ile psikiyatrik bozuklukların damgalanması gibi tehlikelere dikkat çekti.

Ruhsal Hastalık-Şiddet İlişkisi Çarpıtılıyor

Çetin, şiddet olaylarının ruhsal hastalıklarla hatalı ve indirgemeci bir biçimde ilişkilendirilmesine özellikle dikkat çekti. "Ruhsal hastalığı olan kişilerin büyük çoğunluğu şiddetin faili değil; tersine, damgalanmanın, dışlanmanın ve çoğu zaman şiddetin hedefi olmaktadır" diyen Çetin, şiddetin asıl belirleyicileri arasında sosyal yoksunluk, ekonomik güvensizlik ve geçmiş şiddet maruziyeti gibi etkenlerin olduğunu, ruhsal tanının açıklayıcı ya da öngördürücü bir değişken olmadığını vurguladı.

Sorumlu Habercilik Nasıl Olmalı?

Çetin, basın kuruluşlarını, sosyal medya içerik üreticilerini ve denetleyici kurumları sorumlu haberciliğe çağırarak, faili yücelten değil toplumu bilgilendiren bir dil kurulması, mağdurun ve toplumsal etkilerin görünür kılınması, önleyici sosyal politikaların gündemde tutulması ve psikiyatrik tanıların spekülatif biçimde kullanılmaması gerektiğini belirtti.

Türkiye Psikiyatri Derneği olarak bilimsel ve etik ilkeleri doğrultusunda medya kurum ve kuruluşlarıyla dayanışma içinde olmaya her zaman hazır olduklarını ifade etti.

ORTAK MESAJ: DAYANIŞMA VE ERKEN MÜDAHALE

Basın toplantısında Merkez Yönetim Kurulu Genel Başkanı Prof. Dr. Selçuk Candansayar başta olmak üzere yönetim kurulu üyeleri, toplumsal şiddetin önlenmesi, ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi ve insan haklarının korunması için tüm paydaşlarla iş birliği yapmaya hazır olduklarını vurguladılar.

"Bugün ihtiyaç duyulan şey; korku ve sansasyon değil, dayanışma, erken müdahale ve erişilebilir destek sistemleridir" mesajıyla sona eren basın toplantısında, Dernek'in yaşamı korumak ve toplum ruh sağlığını güçlendirmek için bilimsel ve etik ilkeler doğrultusunda çalışmaya devam edeceği ifade edildi.


Editor : BİROL ÖZ
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Backlink Paketleri Evden Eve Nakliyat İstanbul Boşanma Avukatı Haarimplantate