Gönüller Neden Çiçek Açmıyor?
Günümüzün en çok sorulan ama en az durup düşünülen sorularından biri:
Neden artık Mevlânâlar, Yunuslar, Hacı Bektaş Velîler yetişmiyor?
Soru basit görünür; cevabı ise insanın kalbine ağır gelir.
İnsanı Büyütmeyi Bıraktık
Çünkü biz, insanı büyütmeyi bıraktık.
Bilgiyi çoğalttık ama hikmeti azalttık.
Sesleri yükselttik ama gönülleri susturduk.
Kalabalıklar içinde yalnız, ekranlar arasında kayıp bir çağ inşa ettik.
İrfan ve Sükûnetin Gücü
Mevlânâ, çağının en gürültülü zamanında bile iç dünyasına doğru yürüyebilen bir insandı.
Yunus, sözü az ama manası derin bir gönül sultanıydı.
Hacı Bektaş, insanı merkeze alan bir adalet ve merhamet dili kurmuştu.
Onları büyüten şey imkân değil, irfandı, mana deniziydi.
Onları çağının üstüne çıkaran şey hız değil, sükûnetti.
Hız Çağında Düşüncenin Kaybı
Bugün ise her şey hızlı.
Düşünce bile nefes alamadan geçiyor zihnimizden.
Okuyoruz ama anlamıyoruz, konuşuyoruz ama duymuyoruz, görüyoruz ama fark etmiyoruz.
Kalp aceleye dayanmaz; irfan gürültüde yeşermez.
Biz toprağı kuruttuk, sonra çiçeğin neden açmadığını sorduk.
Manevi Yoksunluk: Sessiz Bir Yıkım
Manevi yoksunluk, sessiz bir yıkımdır.
Gürültü koparmaz ama insanı içten içe eksiltir.
Vicdan körelir, merhamet yorulur, edep eskir.
İnsan kalitesi dediğimiz şey; diploma sayısıyla değil, gönül derinliğiyle ölçülür.
Ama biz ölçüyü değiştirdik, sonra sonucu beğenmedik.
Yeni Nesillerin Yönsüzlüğü
Artık çocuklara “başarılı ol” diyoruz,
“iyi insan ol” demeyi ihmal ederek.
Kazanmaya öğretiyoruz, paylaşmayı unutturuyoruz.
Hak aramayı biliyorlar ama hakka razı olmayı bilmiyorlar.
Kalpler dolu ama yönsüz; zihinler keskin ama köksüz.
Değerlerin Kaybı
Mevlânâlar yetişmez, eğer tahammül küçümsenirse.
Yunuslar doğmaz, eğer sade sözler değersiz görülürse.
Hacı Bektaşlar gelmez, eğer adalet sadece slogana indirgenirse.
Çağın En Büyük Fakirliği
Bu çağın en büyük fakirliği para değil, manadır.
En büyük açlığı ekmek değil, merhamettir.
Ve en büyük çöküşü binaların değil, insanın içinin yıkılmasıdır.
İnsan içten yıkıldığında, şehir ayakta kalsa ne fayda?
Her İnsan Kendi Mevlânâsı Olabilir
Belki yeni Mevlânâlar gelmeyecek.
Ama her insan, kendi payına düşen kadar Mevlânâ olabilir.
Bir susuşta, bir affedişte, bir anlayışta.
Yunus, bir şiir değil; bir hâl meselesidir.
Hacı Bektaş, bir isim değil; bir duruş meselesidir.
Kalbi Sulamak Gerek
Toprak hâlâ burada.
Tohum hâlâ mümkün.
Ama önce kalbi sulamak gerekiyor.
Çünkü manevi yoksulluk giderilmeden insan kalitesi yükselmez.
Asıl Soru
Ve belki de asıl can yakıcı soru şudur:
Yeni Mevlânâlar neden yetişmiyor değil, biz neden Yunus olmayı istemiyoruz?
Hayırlı Ramazanlar
Editor : BİROL ÖZ

